Hikayemiz
Bir kitap, bir küçük kız ve mor bir gergedan…
Bir varmış, bir yokmuş… Annesinin çok sevdiği küçük bir kız varmış. Bu kızın bir de çok sevdiği bir kitabı varmış: “Gergedanlar Krep Yemez”. Her gece, en az bir kere okutmadan uyumazmış.

Bazı geceler kitabı annesi okurmuş, bazı geceler babası. Sayfaları ezbere bilirlermiş artık üçü de — ama küçük kız, krep yemeye bayılan Mor Gergedan’a her seferinde ilk kez görüyormuş gibi gülermiş.


Yalnız minicik bir sorun varmış: küçük kızın dili “Mor Gergedan” demeye bir türlü dönmüyormuş. O da en sevdiği kahramana kendince bir isim takmış:
MORGEDAN!

✿ ✿ ✿
Küçük kız büyüdükçe hızlanmış: koşuyor, zıplıyor, evin içinde rüzgâr gibi esiyormuş. Annesi onun bu enerjisine yetişecek, renklerine yakışacak patikler aramış — yumuşacık olsun, kaymasın, minik ayakları sıkmasın istemiş. Aramış, aramış… gönlüne göre bir şey bulamamış. Sonunda “En iyisini ben yaparım” demiş ve masanın başına oturup çizmeye başlamış.

Desenler çizilmiş, yüzde yüz pamuklu kumaşlar seçilmiş, makineler kurulmuş. Her patik tek tek, özenle dikilmiş. Peki bu markanın adı ne olacakmış? Aslında adı çoktan konmuşmuş bile — küçük kız koymuş: Morgedan.

İlk patikler, elbette, önce evdeki minik ayaklarda denenmiş.



✿ ✿ ✿
Sonra raflar rengârenk desenlerle dolmuş. Kutular hazırlanmış, paketler özenle sarılmış ve Türkiye’nin dört bir yanındaki minik ayaklara doğru yola çıkmış.




✿ ✿ ✿
Bugün pek çok çocuk ilk adımlarını Morgedan patikleriyle atıyor; en hızlı koşular, en yüksek zıplamalar Morgedanlarla yapılıyor. O küçük kız ise büyüdü — masalı artık küçük kardeşiyle birlikte dinliyor ve Morgedanları giyme sırası şimdi onda. Akşamları yine kitaplar okunuyor; Mor Gergedan, hâlâ krep yemeyi çok seviyor.

Minik adımlar için büyük hayaller.
— Sinem, Morgedan’ın kurucusu; o küçük kızın ve Morgedanlarını giymeye devam eden küçük kardeşinin annesi